Tahribad-ı İsyan: İşini Ciddiye Almazsan Garezden İyilik Doğmaz

Yazdır

Sulukule’deki yıkımın doğurduğu Tahribad-ı İsyan (Asil Slang, Zen-G ve V.Z.) Kenan Doğulu’nun prodüktörlüğünde ilk albümünü raflara dizdi. Şebnem Ferah ve Fuat’ın da yer aldığı albümün zeminini protest bir ruh oluştururken Sulukule’deki kentsel dönüşüm ve yıkımın izlerini de albümün her noktasında hissedebilmek mümkün. MTV’nin Rebel Music belgeselinden Wonderland’a, Londra’daki Breakin Convention’dan Türkiye’deki en büyük Hiphop Jam’lere kadar pek çok platformda yer alan üçlü şu sıralar Rap Mahal Birlikte Güzel organizasyonuyla 5 Şehir 5 Tarih konsepti ile ilk turnesini veriyor. Biz de onların ağzından ilk albümlerine de değinerek hikayelerini dinledik.

Bu üçlü nasıl bir araya geldi ve Tahribad-ı İsyan adı altında nasıl aynı amaç için toplandı? Kısaca hikayenizi anlatır mısınız?

VZ.: Break dansla başladı bu macera benim için. Sonra liseye başlamadan önce antrenman yaptığımız bir salonda Hasan Say’la tanıştım. Daha sonra liseyi aynı sınıfta okuduk. Bir gün takılırken Asil ve Zen-G ile tanıştım. Ben gelmeden önce onların birkaç demo kaydı vardı. Ben de yeni yeni verse yazıyordum, sonra ilk hayranlarımızı kazandık ve bundan güç aldık. Ardından şarkı yazıp beraber kaydetmeye başladık. Her şey böyle gelişti. Etrafımızda diğer semtlere göre daha enteresan bir dünya vardı; yıkık evler, patlayan silahlar, fakir ailelerin geçim dertleri vs buna sessiz kalmayacağımızı amaç edinip yola çıktık. Biz mahalleden çıktıkça başka dünyalarda da benzer sorunlar yaşandığını gördük, her mahallenin kendi içine sıkışmış insanları var. Biz de genellikle o kesime hitap ediyoruz.

Tahribad-ı İsyan 2008 yılında kuruldu, peki neden sizi son yıllarda duymaya başladık? Ne değişti de bir farkındalık yaşandı ve insanlar sizi fark etti? Bu çalışmaya başladığınız insanlarla mı ilgili?

TI: Bu süreci bir domino oyununa benzetebiliriz. Yıllardır koyduğumuz taşlarla bir birikim ortaya çıktı ve bu birikim sayesinde hem yurt içi hem yurt dışında konserler, röportajlar ve çekimler yaptık. İsmimiz gittikçe daha çok duyulmaya başladı. İlk klibimiz Ghetto Machines, Halil Altındere ile Bienal’de gösterilen Wonderland projemiz ve bu sayede Kenan Doğulu ile tanışmamız kariyerimizdeki dönüm noktaları oldu. İlk albümümüz Mart ayında çıktığında da profesyonelliğe adım attık.

Kimleri dinleyerek bu kültüre merhaba dediniz? Büyüdüğünüz yerde hip hop müziğe rastlamamız pek mümkün değil. Siz nasıl keşfettiniz bu müziği ve bu yola girdiniz?

Slang: Sulukule’de hip hopla tanışmam bir film sayesinde oldu. Çocukluk arkadaşım Levo’nun getirdiği You Got Served filmini izledikten sonra benim hikayem başladı. Yabancı sert hip hop soundlarını dinlerken kıçımı oynatmamam çok zordu ve büyülendiğimi hissettim. Fakat bir sorun vardı, bu yabancı müzikleri ben anlamak istiyordum. Sonrasında Ceza’nın albümlerini dinledim arkasından Sagopa albümlerini. Artık bu büyülenmenin de ötesinde bir şeydi, ait olduğum alanı bulmuştum.

VZ.: Bir abim yabancı dil çalışıyordu, ara ara İngilizce ve Almanca rap parçalar dinliyordu evde. İlk öyle duymuştum. Rap kan kaynatan bir müzik ve ilk duyduğumda ben de ötekileştirmiştim ama dışlayamamıştım. Sonra orta okul zamanlarımda Ceza ve Yener dinlemeye başladım. Sonrasını biliyorsunuz zaten.

İlk yıllarınıza nazaran hem grup içerisinde hem de bireysel olarak kendinizde müzikal anlamda nelerin değiştiğini ve geliştiğini gözlemlediniz?

TI: Kullandığımız beatler, şarkıların sound’u ve okuma tekniklerimiz gibi pek çok şey değişti ve hala değişiyor. Hatta eski şarkılara bakıp ‘bunu biz mi yapmışız’ diye düşündüğümüz bile oluyor bazen. Aslında müzikte ilerlemek için de zaten bu gerekli. Kendimizi beğenmememiz bizi hep daha ileri götürüyor. Kendimizi beğendiğimiz gün olay bitmiş demektir.

Grup içerisinde bir görev dağılımı var mı? Kim hangi misyonu üstleniyor?

Slang: Grup içinde bir görev dağılımı her zaman oluyor. Ben Sulukule’de yaşadığım için bu bütünün merkez noktası halindeyim. Herhangi bir iş için son kararları ortak olarak veriyoruz.

Albümde double rhyme’lar, punchline’lar havada uçuşuyor. Sulukule’de büyümenin getirisi mi bu müzik kulağı ve eğitimi?

TI: Bizim müzik eğitimimiz Sulukule Çocuk Sanat Atölyesi’nde başladı. Funda Oral öncülüğünde hip hop, dans ve tiyatro dersleri aldık; kendisinin grubun gideceği yönü seçmemize olan katkısı büyüktür. Birkaç yıl sonra da biz ders vermeye başladık. Ders vermek de aslında bir çeşit eğitim. Gençlere bu kültürü öğretirken bizim de deneyimimiz ve bakış açımız şekilleniyor. Sulukule’de büyümemiz hep müzikle iç içe olmamızı sağladı. Ritim duygusu DNA’mızda var : )

Sulukule müzikle, ritimle yaşayan bir mahalle. Sizin ailelerinizde müziğin yeri ne?

Slang: Sulukule ve bir çok Roman mahallesinde müzisyenlik baba mesleği olarak bilinir. Ben de müzisyen bir anne ve babadan geliyorum.

VZ.: Ailemde müzisyen olan kimse yok. Babam eve plakla falan gelmezdi ama müziğin içinde büyüdüm. Kalabalık bir aileydik, her telden müzik dinliyordum.

Aileleriniz hip hop’a olan eğiliminizi nasıl karşıladı?

VZ.: Tabii ki karşı koydular. Herkes engel olmaya çalışıyordu. Hiç alışılmamış bir durumdu bacak kadar boyumla babama uzun gelecek tişörtlerle evde dolanmam. “Serseri olup sokaklara mı düşeceksin?” gibi sorularla çok karşılaştım. Sonra şükür ki yapmak isteğim şeyi anlayan bir abim destek oldu biraz. Onun da sayesinde biraz daha rahat çalışabildim evde. Şu an bile hepsini kazanabilmiş değilim ama bu bir puzzle ve tamamlandıkça kazanacağım.

Sulukule’nin hip hop müziğe ve size bakış açısı nasıl? Hip hop dinleyen bir kitle var mıydı sizden önce? Ve sizden sonra neler değişti?

Slang: Sulukule’de ilk hiphop grubumla teyp satın alıp parklarda dans etmeye başladığımızda insanlar ne yapmaya çalıştığımızı anlamıyorlardı. 4-5 arkadaş toplanmış break dans yapıyor gibi görünüyordu. Sonra okullarımızdaki beden eğitimi hocalarının dikkatini çekip bizlere okullarında sahne yapmamızı istedikleri an biz daha ciddi çalışmaya başladık. Herkes kafasına göre dans ederken bir anda herkes aynı hareketleri yapmak için çabalıyordu. Bizim bu ekip olabilme çabalarımız hep sokaklarda geçti ve apartman sakinleri bizim her çalışmamıza şahit oldular. Kimisi soğuk havada penceresini açıp bizi izleyip alkışladı kimisi kıyafetimize bakıp satanist dedi. Şu an ise bize satanist diyen ailelerin çocukları benim derslerime geliyor ve aileleri onları bana emanet ediyor. İzimizi süren düzinelerce çocuk var mahallemde. Kendi hayatımı kurtarayım diye çıktığım bu yolda bir çok hayat ve hayal taşımaya başladım. Sanki ben başarırsam bütün çocuklar başaracakmış gibi.

Kentsel Dönüşüm karşıtı bir grupsunuz. Tanışmanız da zaten bu ortak paydadan doğuyor. Peki Sulukule yıkılmasaydı Tahribad-ı İsyan diye bir grup hiç olmayacak mıydı ?

Slang: Mahalle yıkılmadan önce Zen-G bile henüz yokken bir hiphop grubum vardı zaten. Yani mahalle yıkılıyor hadi rap yapalım demedim, zaten yapıyorduk. Mahallenin yıkılması sadece bize farkındalık ve içerik getirdi. Belki ismimiz Tahribad-ı isyan olmayacaktı ama ben ve dostlarım her zaman var olacaktık.

Bir röportajınızda müziğe sarılmasaydık kötü yola bulaşırdık demiştiniz. Sulukule’nin yıkılması sizi müziğe iten en büyük etken oldu. Hayatlarınız bu dönüm noktası için aslında garezden iyilik doğdu diyebilir miyiz ?

Slang: Biz müziği ciddiye aldığımız için vizyonumuzu genişletme ihtiyacı duyduk. Bizler şairiz. Mahallelerde yaşadığımız şeyler ne kadar kötü olursa olsun kimselerin bakamadığı yerlerden bakıp anlatmalıydık, hikayeleştirmeliydik. İşini ciddiye almadığın sürece hiç bir garezden iyilik doğmaz.

Pek çok hip hop üreticisi yıllarca uğraşmasına rağmen belli bir kitlenin dışına çıkamazken siz pek çok kanala konuk oldunuz, gazetelerde sayfa sayfa röportajlarınız çıktı, MTV’nin Rebel Music belgeselinde ve Wonderland’de yer aldınız. Londra’da Breakin Convention’a davet edildiniz. Biraz bunlardan bahseder misiniz ?

VZ.: MTV Rebel Music röportajı ilk Sulukule konserini düzenlediğimiz, afişler yapıp sokaklara astığımız, bütün mahallelinin heyecanımızı paylaştığı gün. Halil Altındere ile tanışmamızda tamamen şansın buluculuğu aracı oldu bize. Radikal’de Pınar Övünç ile yaptığımız röportajı okuyup “Bunları bulmalıyım” diyerek yola çıkıyor. Sulukule’ye gelerek sokak sokak insanlara bizi soruyor, sonra mahallede Slang ve Zen-G’yi buluyor. Sonra daha sık görüşmeye başladık. Bu enkazdan ilk tozumuzu onun da desteğiyle attık. Wonderland isimli şarkıyı kaydettik. Yurt dışında bir çok ülke dolaştı ve kaç yıl oldu hala dolaşıyor. MOMA’nin kalıcı koleksiyonuna eklendi. Mutluyuz.

Breakin’ Convention bizim ilk yurt dışı seyahatimizdi. Sulukule’de hiphop dersleri yaptığımız bir atölyemiz vardı. İngiltere’de bu işi daha kapsamlı yapan ve hiphop okulu olan Jonzi-D yaptığımız atölyeye destek olmak için gelmişti. Aslında bizimle atölye yapmak için gelmişti ama siz zaten yaşıyorsunuz deyip bir hafta sonra Londra’ya davet etti bizi.

Peki hip hop camiasının size bakış açısı nasıl ? Hip hop sanatçılarının size yaklaşımları, geri dönüşleri hangi yönde ?

Zen-G: Genelde kimseyle sorunumuz yok, çünkü amacımız ayrışma değil birleşme. Bunu hisseden bütün arkadaşlar da bize en az bizim kadar iyi niyetli yaklaşıyor. Ve bizi ileri götürecek olan da budur.

Slang: Hip hop camiasının bize bakış açısı tartışılır çünkü ülkemizde üstat diye tabir edilen bir çok rapçi hiphop kültürünü doğru yaşamıyor yaşatmıyor. Bunun bir birlik kültürü olduğunu düşünürsek hiç bir oluşum bir diğer oluşumla destekleşmiyor.

VZ.: Henüz kötü bakan kimseyle karşılaşmadık. Olumlu her şey. Onların da bizde kendilerinden bir parça bulduklarını gözlemledim

Albümün arkasındaki en büyük isimlerden biri de Kenan Doğulu. Kenan Doğulu ile tanışmanıza da değinerek size açtığı kapıdan ve ardında bulduklarınızdan bahseder misiniz ?

TI: Kenan Abi’yle tanışmamız Wonderland sayesinde oldu. Bienal’de izlemiş ve bize ulaşmaya çalışırken Murat Çekem onu bizden bahsetmek icin aramış ! Böylece kaderin bir cilvesiyle kendimizi yıllardır hayalimiz olan albüm aşamasında bulduk.

Bu Kenan Doğulu gibi bir isim de olsa hip hop camiasına uzak olan, hip hop altyapılarına ve kültürüne aşina olmayan bir prodüktör ile çalışmak risk değil miydi ?

TI: Riskti, ancak Kenan Abi sadece bir popçu değil, bu işi uzun yıllardır yapan çok yönlü bir müzisyen. Başka türlerde de çalışmaları var, Murat Çekem ile birlikte deneyimleriyle bize çok yardımcı oldular.

Geriye baktığınızda Sulukule’de en çok neyi özlüyorsunuz ?

Slang: Geriye baktığımda özlem duyduğum bir çok şey var. Mahallemin dokusu bozuldu, anılarımı biriktirdiğim sokakları artık tanıyamıyorum. Arkadaşlarıma ve kültürümüze hasret kaldım. Burası benim çocukluğum, hayatı öğrendiğim sokaklar. Sulukule’de yaşadığım kötü olayları bile özlüyorum bazen.

VZ.: Yıllardır burada bir çok anı biriktirdim ve şu an Sulukule’de kimsenin mutlu olduğunu düşünmüyorum. Dikenli tellerin koruduğu evlerde neler oluyor bilmiyorum ama tellerin dışında bir kara bulut var. Tanıdığım herkes ruhen enkaz halinde şu an, enerji dolu olduğu günleri özledim.
Albümde Şebnem Ferah da yer alıyor. Nasıl oldu bu birliktelik biraz bu şarkıdan bahseder misiniz ? İlerleyen dönemlerde başka hangi sanatçılarla çalışma planlarınız var ?

Zen-G: Evet var tabii ki. İçimizden geçen ilk isimler genelde Amerika rap piyasasından, ama Türkiye’den soracak olursanız müziğine karakterine ve duruşuna güvendiğimiz sanatçılarla iş yapmayı tercih ederiz. Şimdilik bir isim vermeyelim, olursa haberiniz olur : )

VZ.: Şebnem Ferah gercekten çok güçlü bir ses. Karakteri ve duruşu olan bir sanatçı. Albümde feat olursa kim olur diye düşünüyorduk, düşündük düşündük ve hepimiz Şebnem Ferah’ta karar kıldık çünkü o aşık olduğumuz kızların duygularını seslendiren kadındı. Ve Can Kırıkları’na cover yapıp gönderdik 3 Yağmur Tanesi diye. Sağolsun desteğini esirgemedi bizden. O kadar güçlü bi sesin yanında sırıtmamak çok zordu bizim için. Bunu başarabildiysek ne mutlu bize. Biraz büyük bi hayal ama Eminem ve Busta Rhymes’la aynı sahneyi paylasacağımız günü bekliyoruz. Zaman gösterecek.

Sizi dinlerken insan Roman ezgileri ya da izleri bekliyor altyapılarda. Var mı ileride bu tarz projeler, düşünceler ?

Zen-G: Evet çıkış yerimiz, içerik olarak beslendiğimiz ve en önemlisi mahallemiz olan Sulukule bizi her gün müziğe doyuruyor sağolsun ve biz de illa ki dinlediklerimizden etkileniyoruz. Albümde bir parçamızın ritimlerinde ve 2013 yılında Halil Altındere ile yaptığımız videoart çalışmasında kullandığımız "Wonderland" isimli şarkımızda Roman ezgileri kullandık ama tam anlamıyla Roman kafası yaşayan bir şarkımız daha yok henüz. Ama üstünde çalışmalarımız da yok değil.

VZ.: Kalbe giden her yol bizimdir.

Şu anda Rap Mahal adı altında Kamufle, Allame ve DJ Hırs ile 5 şehir gezeceğiniz bir turneye çıkacaksınız. Bu turneden, sizin beklentilerinizden ve izleyicileri nelerin beklediğinden bahseder misiniz ?

Zen-G: Duyduğumuz an heyecanlandığımız bir iş bu bizim için. Çünkü bu bizim ilk turnemiz diyebiliriz ve gitmediğimiz birçok şehire ilk defa gidip şarkılarımızı söyleyeceğiz, bizi izleyenlerle aynı atmosferi paylaşıp birbirimizi hissedeceğiz. Bizim beklentimiz bu yolculukta güzel anılar biriktirip güzel anlara sebep olmak. Bizi izlemeye gelecekleri önden uyarmak istiyoruz bizi "izlemeye" değil dinlemeye, düşünmeye ve eğlenmeye gelsinler.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı ?

TI: Canınızın sağlığı.

Dinle / Satın Al: Spotify & iTunes

Online: www.twitter.com/Tahribadiisyan & www.facebook.com/tahribadi.isyan34